GÜNDEM HABERLERİ

TRT BELGESEL Canlı İzle

TRT Haber Haberler

Reklam
     
  • Nasıl bir BM reformu

    • Makale

    • 1532 Kez Okundu
        01.01.2013  02:34
       
     

    Nasıl bir BM reformu...

    Y. DOÇ.DR. NEZİR AKYEŞİLMEN 

    Taraf  31 12 2012

    Nasıl bir BM reformu...     

     

         


    Erdoğan’ın BM eleştirisi doğru ama eksikti.
     Doğrusu
    “dünyanın kaderi devletlere bırakılmaz”
    olmalıydı.


    Başbakan Erdoğan son zamanlarda sık sık Birleşmiş Milletleri(BM) demokratik olmamak ve dünya meselelerine duyarsız kalmakla suçlamakta ve bir reforma tabi tutulması gerektiğini söylemektedir ki yerinde bir eleştiridir bu.

     

    Uzun yıllardır bu tür eleştirilen Uluslararası İlişkiler literatüründe devam etmektedir.

     

    Fakat gerek Başbakan’ın ve gerekse literatürdeki eleştiriler, yakındıkları BM düzeninin kurucu paradigması olan devlet merkezli öneriler geliştirmekten öteye geçememektedirler.

     

    Bu da doğal olarak ciddi bir reform olmaktan uzaktır.

    İsmi ile uyumlu olmayan Birleşmiş Milletler, aslında birleşmiş devletlerdir.

     

    Zira BM’ye milletler değil ancak devletler üye olabilmektedir.

     

    Bu nedenle BM, devletlerarası krizlerde başarılı bir performans

    gösterirken, özellikle milletlerarası ya da devlet içi kriz ve çatışmalarda başarısız bir tarihe sahiptir.

     

    Bir savaş ürünü olan BM, yapısal olarak güç politikası üzerine oturtulmuş ve II. Dünya Savaşının galip ülkelerini karar-alma

     

    mekanizmasına (daimi 5 üye) almıştır. Soğuk Savaş’tan sonra özellikle Almanya, Japonya, Hindistan ve Brezilya gibi ülkeler

    Güvenlik Konseyi daimi üye statüsü için uğraşmış fakat henüz bir netice alınamamıştır.

    Türkiye’nin son yıllarda uluslararası ilişkilerde görünürlülüğü artmış, geleneksel statükoculuktan revizyonist bir dış politika izlemeye başlamıştır.

    Türkiye artan görünürlülüğüne dayanarak daimi üye statüsüne göz dikmiş fakat dünyanın gerçekleri çok farklıdır. Dünya ekonomisi 2011 verilerine göre, 70 trilyon dolar ve dünya ticareti yani ihracatı ise 19 trilyon dolar düzeyindedir.

     

    Türkiye ekonomisi ise, 600 milyar dolar ve ihracatı ise 140 milyar dolar yani %1’in bile altındadır. Oysa BM Daimi üyelerinden

     

    ABD ekonomisi 15 trilyon dolar

    (Türkiye’nin 20 katı), ihracatı ise 1,3 trilyon (neredeyse Türkiye’nin 10 katı):

    Çin ekonomisi 11 trilyon, ihracatı 1,5 trilyon (Türkiye’nin 10 katından da fazla):

    İngiltere ekonomisi 2,4 trilyon, ihracatı 500 milyar

    dolar; Fransa ekonomisi 2,3 trilyon dolar, ihracatı 520 milyar dolar ve Rusya ekonomisi 2,2 trilyon, ihracatı ise 600 milyar

    dolardır. Bu beş ülkenin ekonomisi 33 trilyon dolarla neredeyse dünya ekonomisinin yarısıdır. BM’ye daimi üye olmak isteyen

    Almanya ekonomisi 3,1 trilyon dolar, ihracatı 1,55 trilyon dolar ( Türkiye’nin 10 katından fazla): Japonya ekonomisi 4,4 trilyon

    dolar, ihracatı ise 800 milyar dolar; Hindistan ekonomisi 4,4 trilyon dolar, ihracatı 300 milyar ve Brezilya ekonomisi 2,3 trilyon

    dolar, ihracatı ise 250 milyar dolardır.

    Savunma harcamaları, BM bütçesine katkı ve uluslararası hibelerde de bu oranlar düzeyinde büyük farklarla Türkiye geridedir.

    Türkiye’nin tek avantajı AB üyelik süreci, demokratikleşme ve barışçıl dış politika ile yumuşak bir güç olarak bölgesinde

    düzenleyici rol oymaktır ve haklı olarak yıldızı son yıllarda parlamıştır.

    Orta Doğu uzmanı Henri Barkey 2009 yılında

    “Türkiye

    tarihinde hep gücünün altında bir dış politika izlemiştir.

    Ak Parti ile ilk defa gücünün üzerinde bir dış politika izlemektedir ”

    der ve

    can alıcı soruyu sorar: “Acaba bunu sürdürebilecek mi?” ve bugün 2013’e başlarken bu soru daha da anlam kazanmıştır.

    Türkiye’ye dış politikada güç veren AB üyelik süreci, demokratikleşme ve barışçıl dış politikada yavaşlama başlamış ve son 10

    yılda kazanmış olduğu prestij ve güç yanlış söylem, algı ve politikalarla son bir yılda gün geçtikçe gerilemiş hatta tükenme

    noktasına gelmiştir (Suriye politikasının bazı eksik yönlerine rağmen, insani ve ahlaki olması yönüyle doğru olduğunu

    düşünmekteyim). Türkiye, bölgede Kürdistan Yönetimi dışında yalnızlaştırılmış, iç politikada demokratikleşme yerini İhsan Dağı

    Hocamızın ifadesiyle post-modern otoriterliğe bırakmış, Kürt açılımı yerine güvenlikçi anlayış ve eski Türkiye alışkanlığı olan “en

    iyi çözüm, çözümsüzlüktür ” zihniyeti giderek güç kazanmaktadır.

    Başbakan BM’yi eleştirirken “dünyanın kaderi üç-beş ülkenin insafına bırakılamaz” der, doğru ama eksik bir tesbittir.

    Doğrusu

    “Dünyanın kaderi devletlere bırakılamaz” olmalıydı. Bugün Güvenlik Konseyi lağvedilip yerine Genel Kurulu yetkili kılınsa, belki

    BM daha demokratik olacak fakat insani, ahlaki ve dünya insanını temsil ve haklarını korumaktan uzak bir yapı olmaya devam

    edecektir. BM üyesi Hindistan 1.2 milyar nüfusu ile tek oya sahipken, Andora 64.000, Barbados 260.000, Liechtenstein sadece

    29.000, Maldives 181.000 ve Monaco 30.000 gibi nüfusları birkaç binle ifade edilen 17 tane ülke de birer oya sahiptir. Öbür

    tarafta Kürtler 30 milyonu aşkın, Berberiler 13 milyon ve Baluciler 12 milyon nüfusla BM’ye üye olmadıklarından tek bir oyları yoktur.

    Böyle bir yapıyla nasıl bir adalet sağlanabilir?

    BM gerçek anlamda demokratik bir yapı ve BM Şartında belirtilen dünya istikrarı, barış ve insan haklarını koruyabilmesi için

    devletler ya da halklar yerine insanları temsil etmelidir. Bu nedenle, yapılacak küresel dar bölge sistemine dayalı bir seçimle,

    700 dünya vekilinden (10 milyona bir vekil) oluşan bir Dünya Meclisi kurulmalıdır. Bu temsilciler devletleri ya da halkları değil,

    doğrudan insanı temsil etmelidir ki dünyada gerçek anlamda barış, istikrar ve adalet korunabilsin.

    Bu şekilde bir dünya

    hükümeti şüphesiz bir ütopya olabilir fakat 50 yıl önce ütopya olup bugün realite olan çok şey var. Gerçek bir BM reformu da ancak böyle olabilir.
    nezmen@yahoo.com

     

     

     

     
Rastgele Bloglar
Değiştireceğiz
Baarìa 2009
Anayasa sorunu ve Kürtler
Türkiye etsin
AiHM
eAnayasa
Kazananı Türkiye
salut public
Joan Baez
Commotion Kargaşa
Azsonra Tv Günün Videosu


Big Big world muhteşem clib şarkı

Flash Manşetler
Reklam
Azsonra Fotografi